Kirene Hazcılığı Nedir? Güç, İktidar ve Toplumsal Hazzın Siyaseti Üzerine
Bir Siyaset Bilimcinin Gözünden: Gücün ve Hazzın Kesişim Noktası
Toplumsal düzenin merkezinde hep bir “haz” arayışı vardır. Kimi bireyler için bu haz, iktidarın doruklarında yer almanın verdiği kontrol duygusudur; kimileri içinse özgür katılım ve eşit ilişkilerin doğurduğu içsel doyumdur. Bir siyaset bilimci olarak soruyorum: Gücün peşinde koşan toplumlar mı, yoksa anlamın peşinde koşan bireyler mi daha özgürdür? İşte bu sorunun izini sürerken Kirene Hazcılığı (Cyrenaic Hedonism), hazzın felsefi boyutunu siyaset bilimiyle kesiştiren güçlü bir mercek sunar.
Kirene Hazcılığı: Anlık Hazzın Felsefesi
Kirene Hazcılığı, M.Ö. 4. yüzyılda Aristippos tarafından kurulan bir Yunan felsefe okuludur. Aristippos’a göre “iyi” olan her şey haz verir; “kötü” olan ise acı doğurur. Bu yaklaşım, insan davranışlarını yönlendiren temel motivasyonun anlık zevk olduğunu savunur. Ancak bu hazcılık biçimi, yüzeysel bir keyifçilik değildir. Aksine, bireyin aklıyla yönettiği bir haz ekonomisidir: “Hazzı kontrol et, ama onun kölesi olma.”
Peki bu felsefi anlayış, siyaset bilimi açısından ne ifade eder? Çünkü iktidar da bir tür haz üretme aracıdır; tıpkı bilgi, statü ya da özgürlük gibi. Kirene geleneğini siyaset bilimi bağlamında incelediğimizde, toplumsal kurumların ve ideolojilerin hazzı nasıl şekillendirdiğini görmek mümkün olur.
İktidarın Hazla Kurduğu İlişki
Her iktidar yapısı, görünmez bir haz politikası taşır. Devletin, kurumların, medyanın ve ideolojilerin temelinde bireyin hazzını yönlendirme çabası vardır. Kirene felsefesi bize şunu hatırlatır: Hazzı tanımlayan, sadece bireyin arzuları değil; aynı zamanda toplumsal düzenin kendisidir.
Modern toplumda iktidar, bireyin hazzını yönetir. Ne tür mutlulukların meşru olduğu, ne tür arzuların bastırılması gerektiği sürekli yeniden tanımlanır. Michel Foucault’nun dediği gibi, “iktidar sadece yasaklamaz; üretir.” Bu üretim, haz üretimidir. Dolayısıyla, Kirene Hazcılığı siyasal anlamda “hazın denetimi”ni tartışmamız için verimli bir zemin sunar.
İdeoloji ve Hazın Meşruiyeti
İdeolojiler, toplumsal düzende neyin iyi, neyin kötü olduğuna karar veren çerçevelerdir. Bu çerçeve, bireyin neyi arzulayacağına, neyle tatmin olacağına kadar uzanır. Örneğin tüketim kültürü, “mutluluk”u nesnelerle ilişkilendirirken; politik ideolojiler, vatandaşın hazzını “vatan sevgisi”, “sadakat” ya da “hizmet” üzerinden kurgular. Kirene Hazcılığı bu duruma ironik bir ayna tutar: Gerçek haz, ideolojik çerçevelerden bağımsız olabilir mi?
Bu soru, günümüz vatandaşının siyasal özneleşme sürecinde kritik bir yere sahiptir. Çünkü bireyin kendi hazzını tanımlama özgürlüğü, aynı zamanda politik özerkliğin de temelidir.
Erkeklerin Güç Odaklı, Kadınların Katılım Odaklı Perspektifleri
Siyaset tarihinde erkeklerin hazzı çoğu zaman güç ile özdeşleşmiştir. Yönetmek, kontrol etmek, kazanmak… Erkek egemen siyaset biçimleri, hazzı stratejik üstünlükle ilişkilendirir. Oysa kadınların siyasal katılımı farklı bir haz paradigması getirir: iletişim, paylaşım ve dayanışma temelli bir siyaset anlayışı.
Kadınların demokratik süreçlere dahil olması, hazzı bireysel kazanımdan toplumsal dönüşüme taşır. Bu bakımdan Kirene Hazcılığı’nın bireysel odaklı felsefesi, modern çağda kadınların toplumsal eylemleriyle yeni bir anlam kazanır: “Haz, sadece almak değil; paylaşmaktır.” Bu düşünce, siyasal etik açısından güçlü bir yenilik taşır.
Vatandaşlık ve Hazın Yeniden Tanımı
Modern vatandaşlık anlayışı, artık sadece hak ve yükümlülüklerle sınırlı değildir. Birey, toplumsal varlığını hazzın yeniden tanımı üzerinden kurar. “Nasıl yaşamalıyım?” sorusu, yerini “Nasıl mutlu olabilirim?” sorusuna bırakır. Bu değişim, politik katılım biçimlerini de dönüştürür: Protesto, oy verme, gönüllülük ya da dijital eylemlilik artık birer siyasal haz pratiğidir.
Kirene geleneğinin çağdaş yorumu, siyasetle mutluluğun ayrılmaz olduğunu savunur. Çünkü iktidar, sadece yönetmek değil; toplumsal tatmin üretmektir. Bu nedenle siyaset, eninde sonunda hazzın yeniden paylaşımıdır.
Provokatif Sorular
– Haz, gerçekten bireyin özgürlüğü mü, yoksa iktidarın incelikle sunduğu bir illüzyon mu?
– Bir vatandaş, devletin çizdiği mutluluk sınırlarının ötesine geçebilir mi?
– Kadınların katılımıyla şekillenen yeni siyaset biçimleri, haz kavramını dönüştürebilir mi?
– Eğer siyaset bir haz ekonomisiyse, kim bu ekonominin kazananı?
Sonuç: Hazın Siyaseti, Siyasetin Hazzı
Kirene Hazcılığı bize hatırlatır ki; toplumun inşasında haz, sadece bireysel bir duygu değil, siyasal bir araçtır. İktidar, ideoloji ve kurumlar hazzı biçimlendirirken, birey de bu yapılar içinde kendi özgürlüğünü yeniden tanımlar. Gerçek siyasal bilinç, hazzın kaynağını sorgulamakla başlar. Çünkü en derin politik eylem, hangi hazzın “bizim” olduğunu fark etmektir.
Bir yanıt yazın