İlk Kıblemiz Kâbe Mi? Sorusu ve Benim İzmirli Kafamın Derinliklerinde Bir Yolculuk
Kâbe’nin Kıblesi: Başlangıçta Ne Oldu?
İlk kıblemiz Kâbe mi? Durun, durun, bu soru çok derin. Hemen kafanızı karıştırmasam da biraz düşünelim. Çünkü bu sorunun cevabını vermek, aslında o kadar kolay değil. Kâbe’nin gerçekten bizim “ilk kıblemiz” olup olmadığını anlamak, bir anda hayatın anlamını sorgulamaya başlamak gibi. Yani, sabah kahvaltısında ekmeği tereyağlamışken, birden “ilk kıblemiz Kâbe mi?” sorusunu sormak, hem mideyi hem de zihni meşgul ediyor.
Bir de İzmirli olunca işin rengi değişiyor tabii. Hava güzel, kumsalda güneş var, bir yanda sokak satıcıları, diğer yanda içimden “İlk kıblemiz Kâbe mi?” diye bir ses yükseliyor. Biraz kafa karıştırıcı ama eğlenceli. Neyse, ben de düşündüm ve dedim ki: “Bunu yazmazsam kafam rahat etmez!”
Mescid-i Aksa mı, Kâbe mi? Karar Vermek Zor
Kâbe, bildiğiniz gibi İslam’ın kutsal kabul ettiği ilk kıbleden biri. Ama ilk kıblemiz Mescid-i Aksa da olabilirdi. “Bunu nasıl biliyoruz?” diyenlere cevap vereyim. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Mekke’den Kudüs’e kadar gitmiş, orada namaz kılarken Kâbe’nin ilk kıble olması gerektiği duyurulmuş. Mescid-i Aksa, o dönemde kıble kabul edilen yerdi. Ama sonra, Allah’ın emriyle Kâbe, ikinci kıble olarak kabul edilmiştir.
Şimdi, bir düşünün… Ben İzmir’de kahvaltı yaparken, ilk kıblemizin Kâbe olup olmadığı hakkında kafa yormak bir hayli ilginç. “O zamanlar Kâbe’nin olduğu yer, buradaki Alsancak gibi miydi?” diye düşündüm. Yani, Mescid-i Aksa gibi bir yerde Allah’ın emriyle kıble değişiyor, derken bir baktık ki Kâbe’de buluyoruz kendimizi. İslam’ın ilk kıblesi gerçekten de Mescid-i Aksa mıydı, yoksa Kâbe mi? İç sesim: “Sakin ol, çok derin düşünme.”
Bir Yanda Kâbe, Diğer Yanda Çıkmadık Dağ Kalmasın!
Hadi biraz mizaha dönelim, çünkü bu kadar düşündüm, bir de gülümsesem iyi olacak! Şimdi, işin daha eğlenceli kısmı şu: İzmir’de yaşıyorum, her yerin havası güzel, ama bir yandan da “ilk kıblemiz Kâbe mi?” diye sormak da eğlenceli olabiliyor. İzmir’de, her sokakta karşınıza çıkan biriyle biraz da dalga geçmek gerekmiyor mu? Mesela, bir gün arkadaşımla kafede oturuyorduk, aniden bu soruyu sordum. Arkadaşımın suratına bakıp, “Ya Kâbe de bir şekilde bir başlangıç oldu ama, mesela Mescid-i Aksa olsaydı, o zaman namazlarımızı ne yapacaktık?” dedim.
Arkadaşım da “Abi, bu kadar kafa yormayalım, zaten akşam yemeği saati geldi, Kâbe’yi başka zaman düşünürüz” dedi. Şu an düşünüyorum da, belki de gerçekten abartıyorum. Biraz az kafa yorup, bir tatlı yerken “ilk kıblemiz Kâbe mi?” diye sorgulamak insanı rahatlatabilir.
Kâbe ve Mescid-i Aksa: Yine de Bir Şeyler Öğrendik
Şimdi, ciddiyetle bir noktayı daha söyleyeyim. Kâbe ve Mescid-i Aksa arasındaki farkı anlamak aslında bir şeyler öğrenmek gibi. İlk kıblemiz Kâbe mi sorusu, İslam’ın tarihsel gelişimi ve peygamberlik mücadelesiyle alakalı çok önemli bir sorudur. Kâbe, tüm İslam dünyası için kutsal kabul edilen ve her Müslümanın yöneldiği bir yerdir. Yani evet, şu an “ilk kıblemiz Kâbe mi?” sorusuna baktığımızda, işin manevi yönü çok büyük.
Ama biz, günlük hayatta o kadar farklı konulara takılıyoruz ki, bazen bu tür sorulara cevap vermek, kafamızda dönüp duran diğer soruları bastırmak gibi oluyor. Yani, sabah kahvaltısında peynirli zeytin yediğimizde bile başka şeyler düşünüyoruz. “Kâbe’nin ilk kıblemiz olup olmadığı” sorusu, aslında çok büyük bir tefekkür gerektiriyor ama bazen bunun yerine kahve içerken daha basit şeylere takılmak daha rahatlatıcı.
Sonuç: Kâbe Mi, Mescid-i Aksa mı?
Kâbe ve Mescid-i Aksa arasında bir fark var mı? Tabii ki var. Ama günlük hayatın karmaşasında “ilk kıblemiz Kâbe mi?” sorusunu sormak, insanın kafasını karıştırıyor. Ben de biraz düşünüp, sonrasında rahatladım: “İlk kıblemiz Kâbe mi sorusu, düşündükçe daha çok kafa karıştırıyor, ama bir şekilde her iki kıble de önemlidir.”
İzmir’deki sokaklar gibi, bazen karışık olabiliyor. Ama hem Kâbe’yi hem de Mescid-i Aksa’yı anlamak, aslında ruhsal olarak rahatlatıcı. Ve her iki kıbleye de aynı şekilde saygı göstermek, ne olursa olsun bir adım ileriye taşır.
Kıble konusu kafa karıştırıcı olabilir ama en azından bunu düşündüğümde biraz rahatladım. Neyse ki, bugün bu yazıyı yazarken aklımda başka bir kıble yok. Şu an sadece sizleri güldürebilmekle yetiniyorum.
Bir yanıt yazın