Kayseri’de Sessiz Bir Günün İçinde Başlayan Hikâye
Sevgili Seryemek ziyaretçileri, bugün “Ibiza tatlısı nedir” konusunda bilinmesi gerekenleri ele alıyoruz.
Kayseri’nin sabahları hep aynı kokuyla başlar; taş binaların arasına sıkışmış soğuk hava, fırından yeni çıkmış ekmek kokusuna karışır. 25 yaşındayım ve bu şehirde büyürken öğrendiğim tek şey, zamanın bazen hiç geçmiyormuş gibi hissettirmesi oldu. Günlük tutarım. Uzun uzun değil belki ama içimden geçenleri saklayamayacak kadar doluyumdur çoğu zaman.
O gün de öyle bir gündü. Ne özel bir kutlama vardı ne de hayatımı değiştirecek bir plan. Ama içimde garip bir sıkışma vardı. Sanki bir şey olacakmış gibi ama ne olduğunu bilmeden beklemek gibi… En kötüsü de buydu zaten.
Cebimde birkaç bozuk para, aklımda yarım kalmış düşüncelerle şehir merkezine indim. Yağmur yeni durmuştu ve kaldırımlar ıslaktı. İnsanların yüzleri aceleciydi. Herkes bir yere yetişiyordu ama kimse gerçekten nereye gittiğini bilmiyor gibiydi.
Ben ise sadece yürüyordum.
Bir Kafenin İçinde Başlayan Değişim
Küçük bir kafeye girdim. Kapının üstündeki zil sesi bile sanki içimde yankılandı. Cam kenarına oturdum. Dışarıyı izlemek bana hep iyi gelirdi; özellikle de hayatımın içinde durduğum ama ilerleyemediğim anlarda.
Garson yanımda durduğunda menüye bile bakmadım. “Sürpriz bir şey olsun,” dedim. O an neden böyle söylediğimi bilmiyordum. Belki de hayatımın biraz kontrol dışına çıkmasını istiyordum.
Bir süre sonra önüme küçük, zarif bir tabak geldi. Üzerinde hafif pudra şekeri serpilmiş, kreması altın rengiyle parlayan bir tatlı… Garson gülümseyerek “Ibiza tatlısı” dedi.
O an durdum.
Ibiza… Daha önce sadece internette görüp iç geçirdiğim, uzak ve ulaşılmaz bir yer gibi gelen o isim, şimdi önümde bir tatlının adıydı.
Ibiza Tatlısı Nedir? İlk Tadımın Sessizliği
İlk kaşığı ağzıma götürdüğümde hiçbir şey düşündüğüm gibi olmadı. Beklediğim şey sadece tatlı bir lezzet değildi. İçinde hafif vanilya, limonun ince ekşiliği ve yumuşak bir krema vardı. Ama asıl mesele tat değil, histi.
Sanki bir şey çözülüyordu içimde.
Ibiza tatlısı nedir diye o an kendime sordum. Basit bir tatlı mıydı? Yoksa bir anı mı? Yoksa hiç gitmediğim bir yerin bana bıraktığı hayal kırıklığı mı?
Çünkü o kaşığı yedikten sonra içimde bir şey kıpırdadı. Uzun zamandır hissetmediğim bir şey… umut gibi ama daha kırılgan.
Kayseri’de oturmuş, Ibiza’nın adını taşıyan bir tatlıyı yerken, kendimi bir anda başka bir hayatın içinde bulmuş gibi oldum. Sanki başka bir şehirde, başka bir versiyonum vardı ve o ben, daha cesurdu.
Ama sonra gerçek geri geldi.
Hatıraların İçinde Kırılan Bir Umut
Tatlıyı yerken aklıma eski bir hikâye geldi. Üniversitede tanıştığım birini hatırladım. Birlikte hayaller kurduğumuz, sonra hiçbirini gerçekleştiremediğimiz o günleri…
O zamanlar “bir gün gideriz” derdik. Nereye olduğunu bilmeden. Sadece gitmek… kaçmak… yeni bir başlangıç…
Ama olmadı.
İnsan bazen en çok inandığı şeylerden hayal kırıklığı yaşar. Ben de öyle yaşamıştım.
Ibiza tatlısı önümde dururken, içimde bir yerde o eski hayal kırıklığı yeniden canlandı. Tatlı ne kadar güzel olursa olsun, bazı acılar damakta değil, kalpte kalıyordu.
Camdan dışarı baktım. Yağmur tekrar başlamıştı. İnsanlar hızlandı. Kimse durmuyordu.
Ben ise durmuşum.
Ibiza Tatlısının İçindeki Garip Huzur
İkinci kaşık daha farklıydı. İlkindeki şaşkınlık yoktu. Bu kez daha bilinçliydim. Tadına daha dikkatli baktım. Sanki her katmanda başka bir hikâye saklıydı.
Ibiza tatlısı nedir sorusuna o an başka bir cevap geldi aklıma: “Belki de bir kaçış.”
Çünkü bazen insanlar yemek yerken sadece açlığını değil, ruhunu da doyurmak ister. Ben o gün ruhumu doyurmaya çalışıyordum.
Tatlıyı bitirmedim hemen. Acele etmedim. Çünkü bazı şeyler bitince geriye hiçbir şey kalmıyor. O anı uzatmak istedim. Çünkü biliyordum, dışarı çıktığımda yine aynı şehre, aynı sokaklara, aynı düşüncelere dönecektim.
Ama içimde küçük bir değişim vardı.
Ibiza Tatlısı Nedir? Bir Şehir mi, Bir His mi?
Son lokmadan sonra boş tabağa baktım. Ibiza tatlısı nedir diye tekrar düşündüm. Menüde yazan basit bir isim mi? Yoksa bir yerin, bir hayalin, bir özlemin küçük bir yansıması mı?
Belki de Ibiza, insanların kaçmak istediği her şeyin adıydı.
Benim için ise o tatlı, Kayseri’de sıkışıp kalmış bir gencin, başka bir hayatı hayal etme çabasıydı.
Hayal kırıklığı vardı evet. Çünkü o tatlı beni fiziksel olarak başka bir yere götürmedi. Ama içimde bir kapı araladı. O kapıdan ne geçeceğimi bilmiyordum.
Ama ilk defa, geçmek istediğimi hissettim.
Kendime Yazdığım Sessiz Notlar
Kafeden çıkmadan önce küçük defterimi açtım. Islak sayfalar arasında kalemim biraz titredi.
“Bugün Ibiza tatlısı yedim,” yazdım.
Sonra durdum.
Ne yazacağımı bilemedim. Çünkü bazı şeyler yazıya sığmıyor. Ama yine de devam ettim:
“Belki de bazı tatlar, insanın içindeki uzak yerleri uyandırıyor. Ve ben uzun zamandır hiçbir yere ait hissetmiyorum.”
Kalemi bıraktım.
O an fark ettim ki, asıl mesele tatlı değilmiş. Asıl mesele, benim nereye ait olduğumu bulamama halimmiş.
Küçük Bir Umudun Yeniden Doğuşu
Kafeden çıktığımda hava soğumuştu. Ama içimde garip bir sıcaklık vardı. Ne tam mutluluk ne de tam huzur… ikisinin arasında bir yerde.
Ibiza tatlısı nedir sorusu artık zihnimde net bir cevap bulmamıştı. Ama belki de cevap bulmaması gerekiyordu.
Çünkü bazı sorular, cevaplanmak için değil, insanı değiştirmek için vardır.
O gün yürürken fark ettim; hayatımın büyük değişimleri bazen büyük olaylarla değil, küçük bir tatlıyla bile başlayabiliyordu.
Sokaklar aynıydı. İnsanlar aynıydı. Ama ben biraz farklıydım.
Belki de sadece biraz.
Ama bazen “biraz” bile yeterdi.
Son Düşünce
Tavsiye Ettiğimiz İçerik: Her gün aynı kas çalışılır mı ?
Eve döndüğümde defterimi tekrar açmadım. Sadece pencereyi açtım ve Kayseri’nin geceye karışan sessizliğini dinledim.
Ibiza tatlısı nedir diye artık kendime sormuyordum.
Çünkü bazı şeyleri bilmekten çok hissetmek gerekiyordu.
Ve ben o gün, ilk defa bir tatlının içinde kendi iç sesimi duymuştum.
Bir yanıt yazın