Kayseri’nin Soğuk Akşamlarında Başlayan Bir Hikâye
Benzer Bir Yazı: Kardeşlerim dizisinin hikayesi nedir ?
“Kareem Arapça ne demek” hakkında araştırma yapanlar için hazırlanan bu içerikte önemli noktalara değineceğiz.
Kayseri’de kışın ayazı insanın içine işler. Dışarıdan eve döndüğüm o akşamlardan biriydi. Üzerimde ince bir mont vardı ve rüzgâr, sanki düşüncelerimi bile savuruyordu. 25 yaşındayım. Günlük tutarım. Bazen kelimeler beni toparlar, bazen de daha çok dağıtır. O gün defterimi açtığımda aklımda tek bir kelime vardı: “Kareem”.
Bir arkadaşım mesaj atmıştı. Uzun zamandır konuşmadığımız, üniversiteden bir arkadaş. Bir fotoğraf göndermişti; Arapça yazılarla dolu bir defter sayfası. Altına sadece şunu yazmıştı: “Kareem ne demek biliyor musun?”
O an hiçbir şey bilmiyordum. Ama içimde garip bir merak uyandı. Sanki o kelime sadece bir anlam değil de, benim hayatımda eksik bir parçaymış gibi hissettirdi.
“Kareem Arapça Ne Demek?” Sorusunun Peşine Düşüşüm
Bilgisayarın başına oturdum. Parmaklarım klavyede duraksadı. “Kareem Arapça ne demek?” diye yazarken bile içimde tuhaf bir heyecan vardı. Sanki basit bir kelime değil de, yıllardır aradığım bir cevabı soruyormuşum gibi.
Cevaplar geldi. “Cömert”, “asalet sahibi”, “kerim”, “verici”, “iyilik yapan”…
Ama en çok “soylu kalpli” ifadesi içime işledi.
O an durdum. Sandalyenin arkasına yaslandım. Dışarıda kar ince ince yağıyordu. Pencereye baktım. İçimde bir şey kıpırdadı. Sanki “Kareem” kelimesi sadece bir anlam değil de, bir insan olma hâliydi. Ve ben o hâle ne kadar yakındım ya da ne kadar uzaktım, bunu düşünmeye başladım.
Defterimi açtım ve yazdım:
“Bugün bir kelime öğrendim. Ama aslında kendimi öğrendim sandım.”
Bir İsimden Fazlası: Kareem
Ertesi gün işe giderken bile aklımda aynı kelime vardı. Serviste camdan dışarı bakarken Kayseri’nin gri sabahı bana daha farklı görünüyordu. İnsanlar aceleyle yürüyordu, herkes kendi derdine gömülmüştü. Ama benim içimde başka bir soru büyüyordu.
Kareem.
Bu kelime neden bu kadar içime dokunmuştu?
Belki de hayatımda “vermek” kavramı üzerine hiç düşünmediğim içindi. Belki de sürekli almak, beklemek, karşılık görmek üzerine kurulu bir dünyada “cömertlik” kelimesi bana yabancı geldiği içindi.
O gün bir müşterimle yaşadığım küçük bir tartışma bile beni daha çok düşündürdü. Haklıydım belki ama içimde bir boşluk kaldı. Haklı olmak mı önemliydi, yoksa yumuşak kalabilmek mi?
Akşam eve döndüğümde tekrar sordum kendime:
“Kareem Arapça ne demek… ve ben neden bu kadar etkileniyorum?”
Geçmişe Açılan Kapı
O gece rüyamda eski bir sahne gördüm. Üniversite yılları… Bir arkadaşım bana son parasını vermişti. “Sen sonra verirsin” demişti. O an bunu çok önemsememiştim.
Ama şimdi hatırlayınca içim sızladı.
Belki de “Kareem” kelimesi, o anı hatırlatmak için gelmişti bana. Belki de ben uzun zamandır unuttuğum bir duyguyu yeniden keşfediyordum.
Sabaha kadar uyuyamadım. Defterime yazdım:
“İnsan bazen kelimelerle değil, hatıralarla değişir.”
Bir İnsanla Tanışmak: Kareem İsmi
Birkaç gün sonra iş yerinde yeni bir stajyer geldi. İsmi Kareem’di. Bunu duyduğumda içimde bir şeyler çözüldü. Sanki hayat bana küçük bir oyun oynuyordu.
Onunla ilk konuşmamız çok sıradandı. Ama dikkatimi çeken şey, sürekli insanlara yardım etmesiydi. Bir dosya taşırken bile başkasına yardım ediyordu. Kimse istemeden bir şeyleri kolaylaştırıyordu.
Bir gün öğle arasında yanına oturdum.
“İsminin anlamını biliyor musun?” dedim.
Gülümsedi. “Cömert demek, biliyorum.”
O an sustum. Çünkü kelimenin anlamı ile insanın kendisi bu kadar örtüşebilir mi diye düşündüm.
Ona bakarken içimde bir huzur ve aynı anda bir eksiklik hissettim. Ben böyle biri miydim?
İçimdeki Çatışma
O gün akşam eve döndüğümde kendimi iyi hissetmedim. Sanki içimde iki kişi vardı. Biri sürekli hesap yapan, diğeri vermek isteyen.
Defterime uzun uzun yazdım:
“Ben neden bu kadar ölçüp biçiyorum? Neden bir şey verirken bile karşılığını düşünüyorum? Kareem olmak bu kadar zor mu, yoksa ben mi zorlaştırıyorum?”
Cevap yoktu. Ama içimde bir sıkışma vardı.
Dışarı çıktım. Kayseri’nin soğuğu yüzüme vurdu. Ama o soğuk bile içimdeki düşünceleri dindirmedi.
Küçük Bir Olay, Büyük Bir Değişim
Bir sabah işe geç kalmıştım. Aceleyle dolmuşa bindim. Cebimde sadece birkaç bozuk para vardı. Yanımda yaşlı bir adam oturuyordu. Elinde ekmek vardı, titreyen elleriyle tutuyordu.
Şoför para üstünü vermedi. Adam sessizce indirmeye hazırlandı.
İçimde bir şey koptu o an.
Hiç düşünmeden cebimdeki parayı uzattım. “Bunu da alır mısın?” dedim şoföre.
Adam bana baktı. Teşekkür etti. Yaşlı adam da sessizce başını eğdi.
O an hissettiğim şeyi tarif edemem. Ama içimde ilk kez bir şeyler hafifledi.
Sanki “Kareem Arapça ne demek?” sorusunun cevabı o anda önümde duruyordu.
Cömertlik, sadece para vermek değildi. Belki de birinin yükünü hafifletmekti.
Kayseri’nin Sessiz Öğretisi
O gün şehre farklı bakmaya başladım. Kayseri aynı Kayseri’ydi ama benim içim değişmişti. İnsanların yüzüne daha dikkatli bakıyordum. Herkesin taşıdığı bir yük vardı.
Ve ben ilk kez kendimi bu yüklerin bir parçası değil, belki de hafifletici bir yanı olabilecek biri gibi hissettim.
Defterime şunu yazdım:
“Belki de Kareem olmak, büyük şeyler yapmak değil. Küçük bir anı değiştirmektir.”
Bugün “Kareem Arapça ne demek” üzerine güzel bir yolculuk yaptık. Seryemek ile daha fazla içerik için takipte kalın!
İçimde Büyüyen Anlam
Günler geçtikçe “Kareem” kelimesi içimde bir yere yerleşti. Sadece bir isim değil, bir hatırlatma oldu.
Bazen bir arkadaşım bir şey istediğinde tereddüt etmeden veriyordum. Bazen susup dinliyordum. Bazen de sadece yanında oluyordum.
Ama en önemlisi, artık kendimi daha az düşünürken yakalıyordum.
Bu beni hem korkutuyordu hem de rahatlatıyordu.
Çünkü yıllardır ilk kez kendimden çıkıp başka birine dokunuyordum.
Sonunda Değişen Şey
Bir akşam yine defterimi açtım. Sayfalar doluydu. Aynı kelime defalarca yazılmıştı: Kareem.
Ama artık bu kelime bana yabancı değildi.
“Kareem Arapça ne demek?” sorusu artık sadece bir anlam arayışı değil, bir yolculuktu.
Ben o yolculukta bazen düşmüş, bazen kalkmıştım. Bazen bencilce düşünmüş, bazen içten bir iyilikle hareket etmiştim.
Ama en sonunda şunu anlamıştım:
İnsan, öğrendiği kelimelerle değil, hissettiği anlarla değişiyordu.
Ve o kelime, Kayseri’nin soğuk bir akşamında içime düşen küçük bir kıvılcım gibi, beni kendime doğru yaklaştırmıştı.
Bir yanıt yazın